Evde nem: yazın rutubet, kışın kuruluk

Evde nem, görünmez bir saat gibi çalışır; pencerede biriken su, ahşaptaki çatlama ve duvardaki kabuk, mevsimin eve hangi yoldan girdiğini gösterir.
Sofa Dergi

4 dk okuma2 kaynak

WhatsAppE-posta
Soğuk bir sabah buğulanmış pencere camı ve beyaz pencere önünde küçük bir saksı bitkisi

Nem nedir?

Nem, havada bulunan su buharıdır. Gözle görülmez ama evde yüzeyler üzerinde iz bırakır. Sabah pencere camında aşağıya doğru inen küçük su damlaları, kütüphanenin yanındaki duvarda kabaran boya, yazın banyo küvetinin kenarında uzun süre kalan karanlık leke — hepsi aynı şeyin farklı adlarıdır: havanın taşıdığı su, yüzeye çökmüştür.

Nem üç biçimde ölçülür. Mutlak nem, birim hacimdeki su buharı miktarıdır ve gram/metreküp olarak ifade edilir. Bağıl nem, havadaki mevcut nemin havanın alabileceği maksimum neme oranıdır; yüzde olarak verilir ve sıcaklıkla ters orantılıdır. Spesifik nem ise su buharı ağırlığının toplam gaz karışımı ağırlığına oranıdır. Evde günlük yaşamda işimize yarayan ölçü bağıl nemdir; çünkü bu, sıcaklık değiştikçe değişen değerdir ve pencere suyunun neden olduğunu anlamamızı sağlar.

Bağıl nemin sıcaklıkla ters orantılı olması şu demektir: aynı miktarda su buharı, soğuk havada daha yüksek bağıl nem değeri verir, sıcak havada daha düşük. Havanın sıcaklığı düştükçe, taşıyabileceği su miktarı azalır ve bir noktada doygunluğa ulaşır. Bu noktaya çiğ noktası denir. Sıcaklık çiğ noktasının altına indiğinde, havanın tutamadığı su yüzeylere çöker.

Doygunluğa yakın bir hava kütleli soğukken daha az su taşır, ısındıkça taşıyabileceği su miktarı artar. Yani sıcak hava daha çok su tutar. Soğuyan hava ise suyu bırakır. Pencere camında gördüğümüz damlaların nedeni budur.

Kışın camda biriken su ne anlatır?

Kış sabahı perdeleri açtığınızda camın alt kenarında biriken suyu görürsünüz. Bu, odanın içindeki sıcak havanın soğuk cam yüzeyine değdiği anda çiğ noktasına ulaşmasıdır. İçerideki hava suyu taşırken, cam yüzeyi soğuktur ve havanın tutamadığı su orada yoğuşur.

Bu olayı azaltmak için camın yüzey sıcaklığını değiştirmek gerekir. Çift camda iç camın yüzeyi tek camdan daha sıcak olabilir; bu yüzden yoğuşma daha az görülebilir. Ancak eski pencerelerde bu mümkün değildir. O durumda yapılabilecek ilk şey, camın önüne kalın bir perde çekmek yerine, perdeyi cam ile oda arasına yerleştirmek ve altını açık bırakmaktır. Perde altından geçen hava, cam yüzeyiyle oda havası arasında bir akış sağlar. Bu akış yoğuşmayı tamamen durdurmaz ama suyun camda birikmesini yavaşlatır.

Pencere kenarında biriken suyu kuru bir bezle almak, çerçeve ile cam arasına sızmasını azaltmaya yardımcı olur. Ahşap pencere çerçevelerinde sürekli su birikmesi, zamanla boyada kabuklanma ve ahşapta çatlama yaratır. Çatlak önce küçük bir çizgi gibi görünür, sonra boyanın altına yayılır. Bu çatlağı gördüğünüzde ahşabın kuruduğunu anlarsınız; su değil, kuruma çatlağı yaratmıştır. Ahşap önce su alır, şişer, sonra su buharlaştığında hacmini kaybeder ve çatlar.

Kışın evin kuruluğu da aynı düzenin diğer yüzüdür. Dışarıdan soğuk hava içeri girer, ısınınca bağıl nem değeri düşer çünkü sıcak hava daha çok su tutar ama içeride yeni su kaynağı yoksa hava kuru kalır. Ahşap masa yüzeyinde elinizle gezdiğinizde pürüzlü bir his, keten kumaşta sertleşme, saksı toprağında hızlı kuruma görürsünüz. Bunlar evin kış saatinin işaretleridir.

Yazın rutubet nasıl azaltılır?

Yazın sorun tersine döner. Dış hava sıcak ve nem yüksektir; pencereyi açtığınızda bu havayı içeri alırsınız. İçerideki yüzeyler — özellikle kuzeye bakan odalarda — dışarıdan daha serindir. Sıcak nemli hava soğuk yüzeye değdiğinde yine çiğ noktasına yaklaşır. Bu kez pencerede değil, duvar yüzeyinde, saksı altlığında, küvet kenarında koyu lekeler belirir.

Yazın evde rutubet azaltmak için iki yol vardır: havayı değiştirmek ve yüzey sıcaklığını yükseltmek. Havayı değiştirmek, sabah erken saatte dış hava henüz ısınmadan pencereyi açıp kapatmaktır. Öğleden sonra pencere açıldığında içeriden daha sıcak ve daha nemli hava dışarı çıkmaz; tam tersi, dışarıdan sıcak nemli hava içeri girer ve duvar yüzeyinde yoğuşur. Bu yüzden yazın havalandırmayı günün serin saatlerinde yapmak, öğleden sonra gölge ve perdeyle camı kapatmak daha uygun olabilir.

Balkon kapısını açık tutmak da yazın rutubeti içeri almanın yoludur. Balkon, sıcak havanın içeri doluştuğu bir huni gibi çalışır. Balkon kapısını sabah açık bırakıp sonra kapatmak, akşamüstü açık bırakmaktan farklı sonuçlar verebilir. Akşamüstü dış hava ısınmıştır ve nem oranı yüksektir; bu havayı içeri almak duvar lekesini besler.

Güneş görmeyen kuzey odasında yazın duvara yakın eşya koymamak, duvar ile eşya arasında bir aralık bırakmak hava akışını sürdürmeye yardımcı olabilir. Duvara yapışık kitaplık, arkasında hava dolaşmayan bir yüzey yaratır ve o yüzeyde koyu bir leke oluşur. Bu leke küf değil, yoğuşmanın bıraktığı ıslaklığın zamanla kuruyup bıraktığı iz olabilir. Küf tanımı burada ele alınmıyor; koku ve malzeme ayrıntısı Defter yazılarında işlenir.

Evde deneyin: nemi izleyin

Bu hafta bir sabah kalktığınızda, pencere camının alt kenarına bir parmağınızı sürün. Islaksa, camın yüzey sıcaklığını ölçmenize gerek yok; parmağınız size çiğ noktasının nerede olduğunu söyler. Aynı gün akşam, evin kuzey duvarına yakın bir eşyayı duvardan bir parmak kadar çekin. Zamanla o aralıkta havanın dolaşıp dolaşmadığını, duvar yüzeyinin dokusunun değişip değişmediğini gözlemleyebilirsiniz. Nem evin saatinde çalışan bir düzenektir; bir kez nereden okuyacağınızı öğrenince, mevsim geçişlerinde neyi nereye taşıyacağınızı kendiniz bulursunuz.

Mevsim geçişinde evde değişen diğer şeyleri kışa hazırlık yazımızda topladık. Pencere önündeki bitkileri ışığa göre seçmek için bitki ışığı yazısına bakabilirsiniz.

Kaynaklar

  1. Nemtr.wikipedia.org
  2. Humidityen.wikipedia.org

Nasıl çalıştığımızı Editoryal İlkeler sayfamızda anlatıyoruz.

Yorum bırakın

Devamı

Bu konuda diğer yazılar

Mevsim bölümü →